İran Emek Hareketindeki Ana Gelişmeler

asqar-k

Asqar Karimi

Geçen yıl siyaset sahnesinde öne çıkan daha radikal ve iddialı işçi sınıfının yeni bir grevler ve dayanışma eylemleri dalgası da dahil olmak üzere İran`daki emek hareketinde önemli gelişmeler olmaktadır. Bu güçlü hareket bilinmeyi ve desteklenmeyi haketmektedir.

Emekçi protestolarında artış

Emekçi grevleri görülmedik ölçekte arttı. Yalnızca hükümet bağlantılı gazetelerde çok sayıda günlük küçük ve büyük grev haberleri yer almaktadır. Geçen haftalarda grevler önemli ve göreli olarak anahtar merkezlere yayıldı. Bugün, grevler en önmeli ve yaygın emek protestosudur. Zaman zaman bunlara hükümet merkezlerinde prostesto toplanmaları eşlik etmektedir. Hükümet yetkililerine imzalı dilekçe veya mektuplar iletmek gibi grev öncesi yöntemlerin yaygın olduğu yakın geçmişle kıyaslandığında bugün grev, kitlesel toplanma ve mitinglerin emek protestosunun ana biçimi olduğunu görüyoruz. Ayrıca, grevlerin süresi saşırtıcı biçimde artmaktadır. Bir ya da iki haftalık grevler ve hatta bazen 5-6 hafta süren grevler artık nadir değildir. Yalnızca geçen üç ay içinde bir hafta ya da daha uzun süren yaklaşık on grev oldu. Bunlara öğretmenler ve hemşireler arasındaki grevlerin artışı da eklenmelidir.

Bir yandan, geniş çaplı emekçi grevleri işçilerin geçimlerine görülmedik ölçekteki saldırıya bir savunma tepkisidir, öte yandan işçiler arasında sınıf bilincinin artışını ve beklentilerinin ve özellikle de işçi sınıfının ilerici kesiminin entelektüel ve siyasal yönlerinin yükselişini yansıtmaktadır.

Geçimin Savunulması

Çok sayıdaki önemli işletme ve üretim merkezlerinin kapanması, işten çıkarma dalgası ve de istihdam sözleşmelerinin pervasızca bir veya iki yıl içinde işçilerin 90%`ını kapsayacak biçimde geçici ve kısa dönemli sözleşmelere dönüştürülmesi, İran`daki işçi sınıfını ezilme noktasına kadar dövmektedir.

İran`daki emek hareketinin arkaplanını herhangi bir işşizlik yardımına ulaşma hakkı bulunmayan milyonlarca işsiz işçiler oluşturmaktadır. Buna ek olarak istihdam edilenler o kadar düşük ücretlerle karşı karşıyadır ki resmi hükümet istatistiklerine göre ücretler resmi olarak belirlenmiş yoksulluk sınırının üçte biri kadardır. Bu kıt ücretler bile aylarca hatta bazı durumlarda bir iki yıl ödenmemektedir. Bu faktörlere ek olarak, İran`daki işçi sınıfının anlatılamaz koşullarda nasıl yaşam mücadelesini verdiğini tam olarak göstermek için bağımlılığın yirmi yıl öncesine göre yüz kat arttığına, ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kadın işçiler arasında fuhuşun artışına, ailelerin parçalanışına, intiharların artışına, işçilerin vardiya sonlarında şehir merkezlerinde dilenmelerine ve hatta düşük fiyatlara bedenlerinin parçalarını satmalarına İran burjuvazisinin en saldırgan kapitalist hükümetlerden birinin yardımıyla işçi sınıfına ve İran toplumuna dayatmakta olduğu acı verici resmin başka yönleri olarak işaret edilmelidir.

Talepler

Bu koşullar karşısında işçilerin talepleri son derece geniş çaplı ve çeşitlidir. Şimdiki ücretlerin çok katında ücret artışı, geçici sözleşmenin sona erdirilmesi, işsizlik yardımının ödenmesi, işyerinde iyileştirilmiş sağlık ve güvenlik koşularının sağlanması, sosyal yardımlar, iyileştirilmiş emeklilik koşulları, söz, örgütlenme ve grev özgürlüğü çağrıları grevlerde ve emek aktivitlerinin faaliyetlerinde ifade edilen taleplerin bazılarıdır. İşçilerin beklentilerini azaltacağının beklendiği koşullara karşın işçilerin beklenti düzeyleri yada en azından ilerici kesiminin insanca yaşam isteği önemli ölçüde artmaktadır.

İşçi hareketinin yükselişi

İşçi hareketinin yükselişi her şeyden önce güçlü işçi-komünizmi hareketinin ve milyonlarca insanın ulaşabildiği ve kavrulmuş bir toprağın üzerine dökülen bir su etkisi yaratan onun güçlü medyasının (24 saatlik sosyalist TV ve radyo istasyonu) sonucudur. Bu özellikle özgürlüğe ve gönence susamış bir toplum, aşırı derecede politik ve dini olmayan ve hatta din karşıtı ve derin sınıfsal bölünme içindeki bir toplum için önemlidir. İşçilerin bu duruma tepkisi aşırı derecede radikal ve sosyalisttir. Emek aktivistleri için taşıyabileceği risklere rağmen TV Enternasyonel`le doğrudan temas yoluyla işçilerin durumunun, mücadelelerinin ve taleplerinin yayını için geçen aylarda medyamıza haber gönderen işçilerin sayısında önemli artışlar oldu. Belli günlerde işçiler yoldaşlarının evlerinde toplanmakta ve programları izlemek için yasadışı uydu antenleriyle TV`mize erişmekte ve her şeyden önce bizden TV`ye ulaşabilecekleri günlerde haberlerini yayınlamamızı istemektedirler. Her fabrikada, grevci işçiler ücretlerini yönetiminkiyle karşılaştırmakta ve farkı sorgulamaktadırlar. Geçen yıl ulusal grevdeki öğretmenler maaşlarını İslam Meclisi`ndekilerle karşılaştırdılar. Yakınlarda, rejimin baskı güçleriyle karşı karşıya gelen İran`ın kuzeyindeki Foomenat tekstil işçileri onlara öyle bir basınç uyguladı ki işçilere saldırmaktan vazgeçmeye zorlandılar ve hatta alışageldik sürekli ezme ve gözdağı vermenin yerine oportünistce olmasına rağmen işçilerin yanlarında yer aldılar.

İşçilerin beklentileri o kadar arttı ki İslami Konseyler (işçiler arasında bölünme yaratmayı amaçlayan resmi İslam ideolojinin savunucusu, izin verilen tek “emek örgütü“) bile Foomenat tekstil işçilerinin bastırılmasını kınadı ve suçluların yargılanması isteminde bulundu. Rejimin bir parçası olan İslami Emek Konseyleri Yüksek Birliği eğer baskılar devam ederse uluslararası mahkemelere bir şikayet dosyası sunmak tehditinde bulundu! Bu örnek İran´daki emek hareketinde neler olduğunu açığa vurmaktadır.

Emek hareketindeki çok önemli ve umut verici bir görüngü de örgütlenme yönüdür. Örgütlenme faaliyetleri yaygın oranlarda olmaktadır. İyi yerleşmiş bir gelenek olan genel meclislerin yanında bir dizi çeşitli örgütlenme biçimlerine tanık olmaktayız. En sonuncusu, bağımsız emek örgütleri kurmak için otuz emek aktivistinden oluşan bir komitenin oluşturulmasıdır. Çok kısa bir dönemde, İran`ın çeşitli merkezlerindeki işçilerden binlerce imza topladılar. Bu, fabrika içi bir adımdı. Binlerce imzanın toplanması ve bunun herhangi bir direniş biçiminin ve örgütlenmenin rejimin ve patronların tehditleriyle karşılaştığı koşullarda gerçekleşmesi örgütlenme özgürlüğü talebinin ve örgütlenmeyi bir gerçekliğe dönüştürme faaliyetinin kökleri olduğunu göstermektedir. Emek hareketinde geçen yıl gözlenebilen başka bir örgütlenme yöntemi de fabrikalar boyunca dayanışma eylemlerinin genişlemesidir. İki yıl önce İslami rejimin ateşiyle Babak Shahr`da protestocu işçilerin öldürülmesi çok sayıdak üretim ve işletme merkezlerinde dayanışma protestolarını başlattı.

Zafere giden yol

En son, işçiler arasında bir örnek olan Kürdistan tekstil işçilerinin başarılı grevi ülke çapında onlarca işçi merkezinin desteğini aldı. İşçi önderlerinin tacizi birçok sanayi merkezinden işçilerin protestolarına yol açtı. Grev o kadar güçlüydü ki grevci işçiler grevin yasadışı olmasına ve fabrika yönetimi, İstihbarat Bakanlığı ve güvenlik güçleri arasındaki yakın işbirliğine rağmen grevde oldukları 17 güne ait maaşlarını almayı bile başardılar. Baştan itibaren, grevciler uluslararsı emek örgütleriyle temas kurdular ve mücadelelerine onların desteğini almak için faaliyetlerde bulundular. Bu, İran`daki emek hareketinde çok yeni bir iklimi gösteriyor. Bu görüngü işçiler arasında hızla büyüyecektir ve yeni modeller yaratılacaktır. Bunlar, İran emek hareketinin görüntüsünü hızla değiştirmektedirler.

İşçi devrimi

Emek hareketi bir taraftan değişen siyasal durum ve İran İslam Cumhuriyetini`nin bütününü kuşatan krizi, diğer yandan toplumun Sol`a dönüşüyle analiz edilmelidir. Rejiminin ekonomik krizi kontrol ve yönetmedeki ve de işçilerin asgari ekonomik gereksinimlerini karşılamaktaki başarısızlığı emek hareketini toplumun geri kalanıyla birlikte patlayabilecek bir dinamit fıçısına dönüştürdü.

Yaklaşan devrimi önleyecek herhangi bir şey olasılık dışı görünüyor. İşçilerin yararına işleyen çok sayıdaki faktörün ışığında işçi sınıfı önderliğinde bir devrim olasılığı çok yakın bir olasılıktır. Üç önemli faktör hesaba katılmalıdır: 1979 devrimini deneyimlemiş ve yalnızca emek konusunda değil bütün toplum ve diğer ilerici hareketler kounsunda daha ileri sınıfsal perspektifi olan ve daha açık görüşlü işçi öndelerinin geniş bir kesiminin varlığı. Başka bir faktör ise İran Komünist-İşçi Partisi (İKİP)`nin siyasal merkezdeki varlığıdır. 1979 devriminde varolmayan bir faktör; dolayısıyla işçi sınıfı siyaset sahnesine kendi bağımsız bayrağı ve programıyla girememişti. Herşeyden önce İKİP`in İran siyaset sahnesindeki varlığının ürünü olan üçüncü faktör ise bugün İran`daki bütün toplumsal hareketlerde Sol`un tam hegemonyasının olmasıdır. İşçi sınıfına ve İran halkına dayatılan acı koşullarda, bu faktörler insanlara ve İran devrimine umut verici bir ışık demeti sunmaktadır. İran`da ve bölgede siyasal İslam`ı ezecek, kadınları özgürleştirecek, sekülarizmi bölgede dönüştürücü bir toplumsal ve siyasal hareket yapacak ve tüm insanlığın önünde insani, gönençli, modern ve sosyalist toplumun modeli olacak bir devrim..

İran işçi sınıfı, yaklaşan devrim, işçi sınıfının ve İran halkının İslami rejim ve siyasal İslam ve ABD`nin İran`a yönelik askeri tehditlerinin tehlikeleri karşısındaki temel ve genel istemleri en büyük uluslararsı desteği haketmektedir.

Asqar Karimi İran Komünist-İşçi Partisi Siyasi Bürosu üyesidir.

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *